Kuşlar Uçar,

Balıklar Yüzer,

Çocuklar Oynar.

Oyun Şifadır!
ahşap figürler ve onlarla oynayan çocuk elleri

Waldorf Eğitim Prensipleri

Hakkında bilgi alın.

MOMO’da Bir Günümüz

Hakkında bilgi alın.

MOMO’da Yaşam

marangozculuk oynayan çocuklar

Oyun Gruplarımız

trenle oynayan oyun grubu çocukları

24 Ay +

Hafta içi her gün 10:30-12:30 arasında bir araya geldiğimiz Atölye Oyun Grubumuz, MOMO topluluğuna girişin ilk adımıdır. Çocuklarımız grubumuza ebeveyn eşliğinde başlar, güvende hissetme sürecini tamamladıktan sonra kendileri devam eder.

mor toplar yapan oyun grubu çocukları

14-26 Ay, 24-36 Ay, 36-45 Ay

Doğanın ritmine uygun mevsimsel şarkılar ve doğal materyallerle örülü 4 haftalık oyun yolculuğumuzda, ebeveynlerle birlikte yol alırız. Hafta içi akşamüstü ve hafta sonu sabah buluşmalarımızla MOMO’nun sıcak atmosferini paylaşırız.

Topluluk Yorumları

Yazılarımız

  • Erken Çocuklukta Hareket, Özerklik ve Bedensel Olgunlaşma

    Puset Kullanımı Üzerinden Gelişimsel Bir Değerlendirme (2 Yaş ve Sonrası)Erken çocukluk dönemi, çocuğun dünyayla ilişkisinin büyük ölçüde bedeni üzerinden kurulduğu bir gelişim evresidir. Yürüme, yön değiştirme, denge kurma, itme–çekme gibi temel hareketler; yalnızca kasları değil, sinir sisteminin olgunlaşmasını, dikkat kapasitesini ve duygusal düzenleme becerilerini de doğrudan etkiler. Bu nedenle hareket, bu yaş grubu için “ekstra…

  • Waldorf Yaklaşımında Sanatın Rolü

    Gerçek bir pedagojinin temeli, insan doğasına dair derin ve yaşantısal bir bilgidir. İnsan yalnızca gözlemle değil, kendi yaratıcı özünde bu bilgiyi hissederek tanıyabilir. Çünkü eğitim, salt bilgi aktarımı değil; insanın insana sevgiden doğan bir dokunuşudur. Bu nedenle eğitimci, insana dair bilgisini yaşar hâle getirmedikçe, öğretme süreci dışsal kurallara dayanır ve canlılığını yitirir. Waldorf pedagojisinde, “insan…

  • Pedagoji ve Sanat

    Pedagoji sanatı, yalnızca insan doğasına dair gerçek bir bilgiye dayanabilir. Ve bu bilgi, yalnızca gözlemle sınırlı kalırsa eksik olur. İnsanı pasif bir bilgiyle tanıyamayız. İnsana dair bilgimizin bir kısmını, yaratıcı varlığımızın hisseden kısmıyla deneyimlememiz gerekir; onu eylem halindeki bir bilme olarak kendi irademizde duymalıyız. İnsana dair pasif bir bilgi, sakat bir eğitim ve öğretim pratiğine…