Yuvamızın ruhu, birbirinin gelişimini destekleyen ve aynı ritimde atan kalplerden oluşan güçlü ekibimizle hayat bulur. Çocuklarımızın dünyasına her gün aynı heyecan ve özenle dokunurken, her birimiz kendi özgün yetkinliklerimizi ortak bir idealin etrafında birleştiririz.
Kurucu & Uzman Psikolog
MOMO benim için durmak, durulmak demek. Çocukların kendilerini iyi, güzel, doğru ve güvende hissedebilmeleri için oluşsun istediğimiz resimlerle kendi çocuk hallerimi de görmek demek…
Çocuklarla çalıştığım onca yılın sonunda; yetişkin hayatının onlar için zor olan hızından, kalabalığından ve fazlalığından zarar görmemeleri için elimden geleni yapmış olmanın huzurunu yaşamak demek aynı zamanda.
Ve iyi ki çocuklarla çalışıyorum çünkü biliyorum ki çocukluğun neşe ve coşkusudur bir ömrün şifası.

Anaokulu Psikoloğu
İlk olarak 2023 yılında Aile Danışmanlığı eğitimimi tamamladım. “Deneyimsel Oyun Terapisi 1. ve 2. Düzey” eğitimlerimi, “Duyu Bütünleme Sertifika Programı 1. Modülü”nü tamamladım. 2024 Aralık ayında “Theraplay Oyun Terapisi” ve “Grup Theraplay” eğitimini tamamladım. 2025 yılında “Çocuk Çizimlerinin Projektif Değerlendirmesi” adlı test eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak uygulayıcı olmaya hak kazandım. Alanda derinleşebilmek ve etik değerleri koruyabilmenin çok değerli ve temel olduğunu bilerek, aile ve çocuklara eşlik ederken farklı uzmanlardan süpervizyon almaya devam ediyorum.
2025-2027 yılları arasında devam edecek olan Eğitim Sanatı Dostları Derneği’nin düzenlediği “Waldorf Pedagojisi Eğitmen Semineri” eğitimine başladım ve ilk yılını tamamladım. Pedagojide derinleşmek ve uzmanlaşmak adına eğitime devam ediyor olacağım.
Çocukların yaşamla içli dışlı olmalarına şahitlik etmenin büyüleyici bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Bu anları izleyebilmek, onlara rehberlik etmek ve arkalarına dönüp size baktıklarında daha güvende hissettiklerini bilmek ruhu şifalandırıyor ve birlikte büyüdüğümüzü hissediyorum.
MOMO ile tanışmak benim için büyük bir şans. Burada çocukların özgürce oynayabildiği, oyunlarla kendini ifade ettikleri güvenli ve huzurlu bir alanda çocukları anlamak ve kavramak benim için özel bir deneyim. Kahkahaları ve keşfetmeye hazır bakışları bana güç veriyor.

Atölye Koordinatörü
Maltepe Üniversitesi bünyesinde “SOYAÇ Okuldayız” projesi kapsamında yüksek risk altındaki çocukların topluma kazandırılmaları için geliştirilen “Bağlanma İlişkisinin Tesisi Yoluyla Akran Temelli TerapötikYaklaşım” modelini çalışırken çocukların güçlü yanlarına odaklanmanın, öz kaynakları göz ardı etmemenin önemini uygulamalı olarak da gözlemlemiş oldum. Çocuklarla bir arada bulunduğum saha çalışmaları iletişimin, kurulan bağın, çocuğun hızıyla yol alıyor olmanın iyileştirici gücünü yakından izlememe olanak sağladı. Bu sayede uzmanlık eğitimimde aldığım Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünün yanında Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ve Filial Terapi ile çocuk ve aile terapisi üzerinde daha derin bilgi birikimi sağladım.
Anaokullarında klinik psikolog olarak görev aldım. Çeşitli alternatif eğitim yaklaşımları ile bu sayede tanıştım. Çocuklarla temas etme yolculuğumu oyun atölyeleri düzenleyerek ve oyun grubu liderliği yaparak genişlettim, aileler kendi biricik yapılarının kapılarını bana araladılar. Bilgi birikimim ve deneyimlerim bana gösterdi ki bir çocuk güvende hissettiğinde bağ kurar, o bağ bizi oyunun içine dahil eder ve çocuk dünyayı kendi anlam bulduğu yerden yeniden kurar. Onlara sevgi dolu, güvenli bir ortam bırakabilmek için bu ortamı beraber oluşturmamız gerektiğine ve bunu da en temelinden şimdi ve burada yapmamız gerektiğine inanıyorum. Her birinin kendine özgü ışığıyla adım attıkları yolculukta adımlardan birini de beraber atıyor olmak benim için her zaman kıymetli olacak. Ben bu ışığın hiç sönmemesini istiyorum. O yüzden çocukların eşsiz dünyasına MOMO’da eşlik ediyorum.

Atölye Eğitmeni
Yeditepe Üniversitesi Klinik Psikoloji programında devam eden uzmanlık sürecimde psikanalitik yönelimle psikoterapi çalışmaları yürütüyorum. Bu yolculuk, yaşamın ilk yıllarının önemini, kurulan bağların hikayemizi nasıl şekillendirdiğini daha iyi kavramama araç oldu. Böylece erken çocukluk deneyimlerini yakından gözlemlemek ve bu döneme etki edebilme fırsatı benim için artan bir önem kazandı.
AÇEV’in Anne Destek programı aracılığıyla 3-6 yaş arası çocuğu olan annelerle gelişim aşamalarını takip ettiğimiz, tecrübeyle bilimsel bilgiyi harmanladığımız bir programda ebeveynlerle çalıştım. Uzman Psikolog Funda Akkapulu’nun Çocuk Çizimlerinin Projektif Değerlendirilmesi eğitimi ile çocukluğun sembolik dünyasına derin ve büyüleyici bir dalış yaptım ve hemen ardından Momo’nun uygulayıcısı olduğu Waldorf Pedagojisiyle tanıştım. Çocuğun kendi hızına ve rengine güven duyan, telaşsız ama sağlam adımlarla büyümeyi önceliklendiren, doğanın ritmini dinlemeyi ve ona uyumlanmayı teşvik eden yaklaşımıyla Waldorf, her şeyin süper hızlı olduğu bu çağda hepimize şifa oluyor.
Şu sıralar MOMO’nun bahçesinde çocukların güvenle oyun oynamaları, özgürce hayaller kurmaları ve kendi seslerini duyabildikleri bağlarla sarmalanmalarına eşlik ediyorum.

Anaokulu Eğitmeni
Tiyatro, kültür ve sanat alanına dair çalışmalarıma; mezunu olduğum üniversite tiyatro kulübünde çalıştırıcılık yaparak, profesyonel oyunlarda ışık uygulaması yaparak ve ait olduğum kültür-sanat çevresindeki çalışmalarla devam ediyorum.
Öğrencilik yıllarımda alternatif eğitim ile tanışmam bana kendi çocukluğumu ve ihtiyaçlarımı hatırlattı. İçinde bulunduğum dünyayı ve kendimi keşfederken acele ettirmeyen ve güven veren bir oyun ortamına duyduğum özlemin farkına varmak, beni alternatif eğitime daha da yakınlaştırdı. Bununla birlikte erken çocukluk döneminde “Çocuklara nasıl güvenli alanlar yaratırız?” sorusunun cevaplarını aramaya devam ediyorum.
Bu cevabı ararken; birbirimizi beslediğimiz, kendimize ve çevremize ait dinamikleri fark ettiğimiz, bu dinamiklerimizi ve özgünlüğümüzü kabul ettiğimiz, sınırları görünür ve değerli bir alan yaratmak, mesleğime dair duyduğum en büyük motivasyonlardan biri. MOMO’ dayım çünkü bu alanı yaratmak için gereken sakinliği, zamanı ve iş birliğini burada bulabildiğime inanıyorum.
Sorularıma; kendime ve topluluğumuza uyan cevapları bulabilmek için beraber öğrenmenin ve birbirimize öğretmenin büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum. Eğitmen olarak kendimi eğitmenin mesleğimin en önemli gerekliliklerinden biri olduğuna inanıyorum.
Kendi eğitim yolumda, Eğitim Sanatı Dostları Derneği yürütücülüğünde üç yıl süren Waldorf Pedagojisi Okul Öncesi Eğitmen Semineri’nin üç yılını tamamladım. Tez sürecinde olmanın heyecanı içindeyim. Aynı zamanda Attachment Parenting / Kalpten Bağlı Ebeveynlik programını tamamlayarak bu programın eğitmeni ve şefkat elçisi olma şansına eriştim. Çocuklarla ve birbirimizle şefkatli çalışma gayretiyle şiddetsiz iletişim eğitimlerini takip etmeye devam ediyorum.
Dünyanın; çocuklara masallarda anlattığımız, oyunlarda kurduğumuz kadar iyi bir yer olacağı umudunu kalbimde taşıyarak eğitmenlik hayatıma MOMO’ da devam ediyorum.

Anaokulu Eğitmeni
Bu nedenle yaratıcı drama ve tiyatro eğitimleri aldım, atölyeler düzenleyerek öğrenmeyi daha eğlenceli ve anlamlı hale getirmeye odaklandım. Aynı zamanda P4C (Çocuklar için Felsefe) eğitimi alarak, çocukların düşünme, sorgulama ve kendilerini ifade etme becerilerini destekleyen çalışmalar yaptım.
Şiddetsiz iletişimle tanışmam, sadece çocukların değil, kendi içsel barışımı da güçlendiren bir süreç oldu. İletişimde duygu ve ihtiyaçları merkeze alan bu yaklaşımın bireysel huzurun yanı sıra toplumsal barışa da katkı sunduğuna inanıyorum. Bu nedenle şiddetsiz iletişim alanında çeşitli eğitimler aldım ve öğrendiklerimi paylaşmak için seminerler, atölyeler düzenlemeye başladım.
Çocuklarla yaptığım çalışmalarda, onların kendi duygularını keşfetmelerine, ihtiyaçlarını fark etmelerine ve empati kurarak sağlıklı ilişkiler geliştirmelerine destek oluyorum. Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sosyal-duygusal öğrenme temelli duygu-ihtiyaç farkındalığı üzerine çocuk atölyeleri düzenliyor, oyun temelli bireysel ve grup çalışmalarıyla çocukların iletişim becerilerini güçlendirmelerine yardımcı oluyorum.
Benim için en kıymetli şey, çocukların kendilerini güvenle ifade edebildikleri, anlaşıldıklarını hissettikleri bir ortam yaratmak. Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen bir dünya olduğuna inanıyor ve onların bu yolculuğunda yanlarında olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Öğrenme yolculuğuma MOMO’ da devam ediyor olmak beni çok mutlu ediyor. Bu yolculukta karşılaştığım her şey için heyecan ve merak doluyum.

Anaokulu Eğitmeni
Bir dönem, ÇimenEv Bilim ve Sanat Yuvası’nda Roman çocuklarla sosyal değişim için sanatın dönüştürücü gücünü merkeze alan buluşmalar gerçekleştirdim.
“Yeniden başlamak her zaman mümkündür” diyerek, 2022 yılından bu yana European Graduate School’un Türkiye temsilcisi Beyaz Keçi aracılığıyla Expressive Arts alanında öğrenmeye ve deneyimlemeye devam ediyorum. Bugün hem kendi açtığım gruplarda hem de bazı sivil toplum kuruluşlarında sanatın merkezde olduğu alanlar kuruyor, öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Travma üzerine çalışmaya başladığımda, bedenin ne kadar kıymetli bir bilgi taşıyıcısı olduğunu fark ettim. Bu farkındalık beni Travmaya Duyarlı Yoga Eğitmenlik Eğitimini tamamlamaya ve bedensel bilginin derinleşmeye yönlendirdi. Şimdi, somatik çalışmalarla bu bilgiyi genişletiyor ve farklı alanlardan öğrendiklerimi harmanlıyorum.
Arayışım, zaman zaman durmayı, nefeslenmeyi, özgürce oyun oynamayı unuttuğumuz eğitim modellerine alternatif bir yol mümkün mü sorusuyla başladı. Bu soru beni MOMO’ya getirdi. Burada, çocuklar, aileler ve eğitmenlerle birlikte kurduğumuz şefkatli ve kapsayıcı alan; bol oyun, topluluk hissi ve bitmeyen merakla, eğitmen olarak beni her daim canlı tutuyor.
2025 yılında ESDD ile Waldorf Pedagojisi Eğitmen Eğitimi’ne başlayarak, pedagojide derinleşme yolculuğuma adım attım. Öğrendiklerimi yuvada deneyimleyerek pekiştirdim. Waldorf, uçsuz bucaksız bir derya; çocuğu ve çocukluğu her seferinde yeniden, başka renkleriyle tanımak ise bambaşka bir keşif. Eğitimin devamlılığı ve deneyimlerimiz için oldukça heyecanlıyım.
Waldorf yaklaşımı, kalbimi ısıtan ve niyetimi derinlere çapa atan bir rehber gibi… MOMO’ daki yolculuğumuzda, zamanın telaşından uzak; yavaşlayarak, ritmimizi bulup oyuna açılarak, merak ve neşe ile çocukluğun büyülü hallerine, her çocuğun biricik sürecine güvenle eşlik etmeyi diliyorum.

Anaokulu Eğitmeni
Doğanın çocukları besleyen ve iyileştiren gücüne olan inancımla önce Doğa ve Orman Pedagojisi temel eğitimini, sonrasında Doğa ve Orman Pedagojisi derinleşme eğitimini tamamladım.
Tiyatro çocukluğumdan beri beni en çok heyecanlandıran ve mutlu eden hobim oldu. Bu alanda kendimi geliştirmek için tiyatro eğitimleri aldım. Tiyatronun, çocuklarla aynı dilde ve seviyede konuşabilme konusunda esneklik sağlayan bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle farklı çocuk ve yetişkin oyunları izlemek hayatımın en önemli parçası oldu. 2017 yılından beri bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışmaktayım ve bu kuruluş tarafından hazırlanan çocuk atölyeleri rehberine katkı sağlamadım.
Eğitimlerim boyunca alternatif eğitim yaklaşımlarına ilgi duydum ve “Daha iyi neler yapılabilir?” sorusu ile araştırmalarıma devam ettim. Bu arayış sürecimde sanatın, doğanın ve oyunun bir öğrenme aracı olduğu Waldorf Pedagojisi ile karşılaştıktan sonra derinleşmek istediğim yaklaşım olduğunu hissettim. Bu serüvende yolumun MOMO ile kesişmesi ise benim için çok heyecan verici.

Anaokulu Eğitmeni
Ortak kurucusu olduğum bir e-dergide çocuk gelişimi ve ebeveynlik becerileri konularında içerik üreticiliği ve editörlük yaptım. Alternatif eğitimi benimseyen birçok okulda staj yapmamla birlikte “çocuk olmak” ve “çocuklarla olmak” ile ilgili fikirlerim şekillenmeye başladı. Çocuklarla kurduğum iletişim, aramızdaki bağı sımsıkı tutmak için çok kıymetli bir yere sahip; aldığım Şiddetsiz İletişim eğitimi ile beraber kendim ve çocuklarla olan ilişkimde daha şefkatli ve dingin bir alan yaratmaya devam ediyorum. Aldığım masal ve Orff eğitimleri ile birlikte çocukların kalplerine şifayla ve sükûnetle dokunabilmenin sunduğu huzurlu anları çocuklarla paylaşmayı çok seviyorum.
Çocukların oyun dolu, özgür ve sevgi dolu bir ortamda; dünyayı ve kendilerini akış içerisinde keşfetmelerinin en önemli şey olduğuna inanıyorum. Onlarla beraber öğrenmeyi, detayları fark etmeyi, anın tadını çıkarmayı; birbirimizi sarıp sarmalamayı, her birimize özgü biricik renkleri kabul etmeyi ve beraber olmayı çok değerli buluyorum.
Geçtiğimiz yıl Waldorf Pedagojisi Eğitmen Eğitimi Semineri’nin ilk modülünü tamamladım. Bu yıl da öğrendiklerimi yuva hayatına taşımaya devam ederken ikinci modülüne devam ediyor olacağım.
Tüm bunları yaparken doğanın ve sanatın iyileştirici ve birleştirici yönünün olduğunu düşündüğüm ve bunu çocuklarla özgürce yaşayacağıma inandığım için MOMO’ dayım.

Anaokulu Eğitmeni
Yaratıcı drama eğitimimin bitirme projesini “Otizmli Çocuklarda Yaratıcı Dramanın Sosyal Gelişimlerine Etkisi” üzerine hazırladım
V. Waldorf Pedagojisi Eğitmen Eğitim Semineri’nin ilk yılını tamamladım ve böylece çocukların özgürce keşfedebilecekleri, kendi ritimleriyle büyüyebilecekleri alanlar yaratma konusundaki bakışım zenginleşti. Şimdi bu yolculuk, MOMO ile devam ediyor. Her gün yeni oyunlar oynuyoruz, küçük ellerin büyük keşiflerine tanık oluyoruz. Ve biliyorum ki her oyunun içinde hem onların hem benim için yeni bir iyileşme hikâyesi saklı.Geçtiğimiz yıl Waldorf Pedagojisi Eğitmen Eğitimi Semineri’nin ilk modülünü tamamladım. Bu yıl da öğrendiklerimi yuva hayatına taşımaya devam ederken ikinci modülüne devam ediyor olacağım.

Atölye Eğitmeni
Çağdaş bir sanatçı yanında uzun bir süre asistanlık yaparak kendimi geliştirdim. Buradan öğrendiklerimle beraber çocuklar için verdiğim workshop eğitimleri sayesinde yaratmanın, üretmenin sonsuz güzelliğini fark ettim. Farklı okullarda görsel sanatlar alanında öğretmenlik yaparak bu alanda kendimi geliştirmeye ve çocuklarla beraber paylaşmaya karar verdim. Bir yandan sanat alanında üretimlerime devam etmekteyim.
Çocukların sevgisi, sınırsız hayal güçleri ve yaratım istekleri ile beraber dünyayı ben de onlarla beraber keşfediyorum. MOMO’ da çocukların kapsandığı, sevgiyle kucaklandığı, doğa ve sanatla örülü sıcacık bir çemberde buluşmak her gün bambaşka bir mutluluk. Çemberin sıcacık ve kocaman oluşu hepimize sevgi ve güç veriyor. Sanatın bizler için birleştirici, iyileştirici, yaratıcı gücüne çok inanıyor ve bu çemberlerin her zaman sevgiyle ve sanatla büyümesini diliyorum.

Ofis Koordinatörü
İktisat alanında öğrenim aldım ve yıllarca mesleğimi aktif olarak sürdürdüm. 16 yaşında bir kız çocuğu annesiyim. Uzun yıllar kurumsal hayatta beyaz yaka tecrübesinin ardından, hepimize şifa olan, hayatla iletişimimizi güçlendiren çocuklarla hayata karışmak için MOMO ailesine katıldım.
Bu süreçte deneyimli eğitmenlerimizle çok şey öğrenerek birlikte keyifle ilerleyeceğimize şüphem yok. MOMO ile tanıştığım için çok şanslıyım.

Mutfağın Kraliçesi
İzmir doğumluyum. Evli ve iki çocuk annesiyim. Farklı okullarda iş deneyimim oldu. Bu deneyimlerim sonucunda MOMO ile tanıştım. Sevginin, saygının, özverinin ve içtenliğin içime işlediği bir yuva oldu MOMO benim için. İşimi ve yemeğimi büyük bir keyifle ve severek yapıyorum. Çocukların seslerinin olduğu bu güzel ortamda, keyifle oynadıkları oyunlara tanıklık etmek bir anne olarak benim için çok kıymetli.

Okulumuzu Temiz Tutan Kraliçe
İstanbul doğumluyum, evli ve 1 çocuk annesiyim. Daha önce farklı sektörlerde çalıştım. Şimdi de MOMO’ da çalışma hayatıma devam ediyorum. Buradaki sıcaklık ve samimi ortam, işimi severek yapmamı sağlıyor. Çocuklarla bir arada olduğum için çok mutluyum.





