Mevsimsel döngünün sıcak ve aydınlık günlerindeki ritmimiz, dönem içi ritmimizle benzer ilerler. Waldorf yaklaşımının çerçevesinde sabah çemberde buluşur, öğlen dinlenir, öğleden sonra çemberde vedalaşırız. Masallar anlatır, şarkılar söyleriz. Oyunlar oynamaya doyamayız. Yaza özel ritmimiz, daha uzun bahçe saatleri, suya sabuna dokunan serinletici gerçek hayat uğraşları, haftalık ritmin yaza uyarlanmış haliyle sürer: bahçe işleri günü, dondurma yapma günü, resim günü, meyve salatası günü, el işi günü.
Hem bu rutine alışkın çocuklarımız hem bu rutine ilk defa katılan çocuklarımızın bir araya gelişi rahat bir uyum içinde gerçekleşir. Kendiliğinden gelişen oyunlara katılmak keyifli ve kolaydır. Ve Çocuklar Bütün Gün Oyun Oynadılar yazımızda uzunca anlattığımız gibi, MOMO’da oyunlar yönetilmez. Yetişkinler görünmez güvenlik ağı olarak destekleyici rol oynarlar. Çocuklar ise en iyi oyun arkadaşları olan çocuklarla, meraklarının ve ilgilerinin peşinde zahmetsizce oyunlara katılırlar. Destek ihtiyacı doğduğundaysa eğitmenlerimiz başlatan desteği sağlayıp yine bir adım geriye çekilirler.

Gerçek yaşam uğraşlarının cazibesi ise çocukları kendine çekiverir. Kuruyunca üzerine oturacakları halıyı yıkamanın yüzlerine yaydığı ciddiyet ve neşe kendiliğinden oluşan bir itkinin eseridir. Katıldıkları gündelik uğraşların etkisini günlere yayılarak gözlemlerinin gelişimlerine etkisini daha önce el işleri örneği üzerinden paylaşmıştık. Birbirlerinin çamur toplarından ilham alan çocuklarımız çamur toplarını birer sanat eserlerine dönüştürür.

Çocuklarımızın hevesle beklediği dondurma gününde, yiyecekleri dondurmayı da ev yapımı organik yoğurdumuz ve tarım ilaçsız yetiştirilen meyvelerle yine kendileri hazırlar. Emeklerinin tatlı sonucuna kavuşmak için bir sabırla ertesi günü beklerler. Meyve salatası için doğradıkları meyveleri ise aynı gün yerler.
MOMO’da yaz, bütün mevsimlerde koruduğumuz sade, bilindik, beklendik ve yavaş ritmimizle binbir türlü oyuna yuva olarak geçmeye devam eder.
Yazan
MOMO Ekip

